Eko-Kurgu Seti (Doğa ve Direniş Öyküleri) Karaburun Öyküleri, Bir Yaz Sonu Ağrı'sı, Bozkırda Bir Selanikli
0 Puan - 0 Yorum
%55 indirimli
595,00 TL
267,75 TL
267,75 TL den başlayan taksitlerle!
Kategori
Eko-Kurgu Seti, Doğa ve Direniş Öyküleri, Karaburun Öyküleri, Bir Yaz Sonu Ağrı'sı, Bozkırda Bir Selanikli, Özer Akdemir
Rüzgarlı Mimas Uyanmazsa (Karaburun Öyküleri)

Geçtiğimiz yüzyılın sonuna kadar korsan yağmalarından nasibini almış, Osmanlı’nın baskısını iliklerine kadar duyumsamış, boşaltılmış, "eşikteki eşikte, beşikteki beşikte” fermanıyla kılıçtan geçirilmiş bu güzelim toprakların insanları, yüz yıllar sonra yine can derdindeler.
Yine "Huruç eyleme” zamanı geldi "Rüzgarlı Mimas” ın …
Yıllardır, Karaburun’daki ekoloji mücadelesini takip eden Özer Akdemir’in kaleminden yarımada doğasının, insanının ve tüm canlılarının hüzünlü öyküsü… Kekik, keçi sütü ve kan kokan toprakların yaşama savaşı…
Bir Yaz Sonu Ağrı’sı (Doğa ve Direniş Öyküleri)

Menteşe Ovası’na, soğuk ve yağmurlu bir bahar geliyordu, hiç acele etmeden. Taze çiçeğe durmuş bir zeytinliğin önündeki yolun tam ortasına oturan köylüler, yarım varilin içine ateş yakıp henüz bir hafta önce kestikleri yaşlı zeytin ağacının kütüğünü attılar alevlerin ortasına. Kuru zeytin kütüğü iniltiler çıkararak, yağlı zeytin kokusu yayarak yandı.
Kadın, yaşlı, çoluk çocuk köylüler zeytinlerini, çam ormanlarını korumak için oturmuşlardı yol üstüne. Gövdelerini, birkaç kilometre ötede, ormanı aç bir kurt gibi kemiren çimento fabrikasına kömür kazanı taşıyan kamyonların önüne atmışlardı. Ne zamandır unutulmaya yüz tutan cenk meselleri gelip yerleşti dillerine. “Yeter bu topraklara ettiğiniz zulüm” deyip kalktılar ayağa… Zeytin, yanıp küle dönerken bile yaren oldu köylülere. Kuru gövdesinden yükselen son iniltisi köylülerin kavga türkülerine karıştı...
Bozkırda Bir Selanikli (Bozkırdan Doğa ve Direniş Öyküleri)

“Ahmet’le vedalaştık. Kırk yıldır tanış gibi kucaklaştık, gitti. O gittikten yarım saat sonra gün indi. Hasandağı’ndan doğru serin bir yel davetsizce sokuldu masamıza. Bozkırda, unutulmuş bir çeşme başına lacivert serin bir akşam çöktü. Gece kuşlarının ve böceklerinin sesine karışan suyun sesini dinledik gözlerimizi yumarak. Yitik suların peşindeydik ne zamandır. Anadolu’nun kuruyan, küsen, yok edilen, değeri bilinmeyen sularının kaydını tutuyor, öyküsünü yazıyor, türküsünü söylüyorduk.
Akşamın alacasına hilal bir ay ışığı aydı, hiç acele etmeden. Hasandağı’nın tepesinde kızıl bir çoban yıldızı göz kırptı bize, çapkınca. Biz de ona Hasandağı’nın türküsünü söyledik usul usul...”
Bu ürüne ilk yorumu siz yapın!